8 Mart Dünya Kadınlar Günü, yalnızca kadınların görünür başarılarını kutlamak için değil; çoğu zaman sessizce taşınan bakım emeğini ve görünmeyen yükü görünür kılmak için de güçlü bir fırsat sunuyor. Çünkü bazı yükler sadece omuzlarda fiziksel olarak değil aynı zamanda zihinde de taşınır. Planlanan, hatırlanan ve sürekli organize edilen bu görünmeyen yük, çoğu zaman en ağır ama en az konuşulan yüklerden biri oluyor.
Bakım emeği denildiğinde akla çoğu zaman çocuk bakımı, yaşlı bakımı ya da ev işleri geliyor. Oysa mesele yalnızca bu işleri yapmak değil; tüm bu sürecin organizasyonunu da zihinde taşımak. Evde neyin eksildiğini fark etmek, çocuğun okul takvimini takip etmek, doktora randevusunu planlamak, yaşlı bir aile büyüğünün ihtiyacını unutmamak, duygusal krizleri yönetmek, özel günleri hatırlamak ve ev içi düzenin aksamadan sürmesini sağlamak bu görünmeyen yükün bir parçası.
Kadınlar çoğu zaman yalnızca bakım veren değil, aynı zamanda bu sürecin görünmeyen koordinatörü oluyor. Bu nedenle bakım emeği, yalnızca fiziksel bir yorgunluk değil; her şey dağılmasın diye sürekli düşünmeyi, planlamayı ve tetikte kalmayı gerektiren bir zihinsel iş yüküne de dönüşüyor. Üstelik tüm bu emek, çoğu zaman bir “iş” ya da “mesai” olarak bile görülmüyor.
Araştırmalar da bu tabloyu doğruluyor. Uluslararası Çalışma Örgütü verilerine göre kadınlar dünya genelindeki ücretsiz bakım emeğinin yaklaşık %76’sını üstleniyor ve erkeklere kıyasla bu işe 3,2 kat daha fazla zaman ayırıyor. UN Women da kadınların ücretsiz bakım ve ev içi işlere erkeklerden belirgin biçimde daha fazla zaman harcadığını ve mevcut gidişatla bu farkın yakın gelecekte kendiliğinden kapanmayacağını vurguluyor. Yani baktığımızda aslında mesele kişisel tercih değil; yapısal bir eşitsizlik oluyor.
Türkiye’de ise tablo daha da ağırlaşıyor. Fiba Grubu ve Özyeğin Üniversitesi’nin beyaz yakalı çalışanlar üzerine gerçekleştirdiği araştırmaya göre kadınlar hanelerdeki bakım emeğinin %57’sinden fazlasını, zihinsel iş yükünün ise %60’ından fazlasını üstleniyor.
Paylaş Ki Yük Olmasın: Bir Farkındalık Hareketi
Tam da bu noktada, Fiba Perakende Grubu ’nun Özyeğin Üniversitesi iş birliğinde yürüttüğü Bakım Emeği ve Zihinsel İş Yükünün İş Yaşamına Etkileriliğiyle hayata geçirdiği “Yük Olmasın”sosyal etki projesi, konuyu Türkiye gündemine taşıyan çok kıymetli bir adım olarak öne çıkmakta. “Paylaş ki Yük Olmasın” çağrısıyla yola çıkan bu çalışma, bakım emeğinin ve zihinsel iş yükünün cinsiyetler arasında nasıl adaletsiz bölüşüldüğünü görünür kılıyor. Proje, yalnızca farkındalık yaratmakla kalmıyor; aynı zamanda bu görünmeyen yükün iş yaşamı, çalışan deneyimi ve fırsat eşitliği üzerindeki etkilerini de veriyle ortaya koyuyor.
Araştırmanın dikkat çekici bir diğer bulgusu da kurumlar açısından geliyor. Katılımcıların %85,26’sı, bakım emeği ve zihinsel iş yükü odaklı haklar ve tutumların iş yeri tercihleri ile çalışma motivasyonlarına olumlu katkı sunduğunu belirtiyor. Bu veri bize şunu söylüyor: görünmeyen yük yalnızca özel hayatın konusu değil; çalışan deneyimi, bağlılık, kapsayıcılık ve sürdürülebilir performans meselesi.
İş Dünyasında Görünmeyen Yükün Etkileri

İş dünyasında bu görünmeyen yükün etkileri oldukça somut. Birçok kadın için mesai, ofisten çıkınca bitmiyor; yalnızca biçim değiştiriyor. Evine dönen birçok kadın, günün geri kalanında ikinci mesaisine değil, aslında hiç tam olarak bitmemiş olan görünmeyen ana mesaisine geri dönüyor. Bu çift yönlü yük, iş yaşamında ve psikolojik iyi oluşta ciddi sonuçlar yaratabiliyor.
Bu durum zamanla karar yorgunluğu yaratıyor. Gün içinde hem işte hem evde planlayıcı rolünü üstlenen zihin, sürekli seçim üretmek zorunda kaldığı için daha hızlı tükeniyor. Bunun yanında kariyer kırılmaları da oluşabiliyor. Bakım sorumlulukları nedeniyle kadınlar terfi fırsatlarını erteleyebiliyor, daha az görünür rolleri seçebiliyor ya da kariyerlerine ara vermek zorunda kalabiliyor. Psikolojik tarafta ise, sürekli her şeye yetişmeye çalışma hali, zamanla yetersizlik duygusunu, suçluluğu ve tükenmişliği besleyebiliyor. Araştırma da bakım emeği ve zihinsel iş yükünün adil olmayan dağılımının kadınlarda tükenmişlik hissi ve düşük aidiyet duygusuyla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
Büyük resme baktığımızda, bu eşitsizlik yalnızca ev içinde kalmıyor; iş hayatına da doğrudan sızıyor. Aynı araştırmada, evli ve çocuklu kadınların %14,53’ünün bakım emeği ve zihinsel iş yükü nedeniyle en az bir kez terfi teklifini reddetmek zorunda kaldığını; kadınların %31’inin ise hayatlarının bir noktasında bu yük nedeniyle işinden ayrıldığı görülüyor. Bu tablo, bir kadının profesyonel statüsü ne olursa olsun “ikinci mesai” yükünden tam anlamıyla kurtulamadığını açıkça gösteriyor.
Bakım emeği ve görünmeyen yük, yalnızca kadınların gündelik hayatında sessizce taşıdığı bir sorumluluk değil; aynı zamanda ekonomik, sosyal ve kurumsal sonuçlar doğuran yapısal bir eşitsizlik alanı. Kadınların potansiyelini, zamanını ve kariyer yolculuğunu görünmeyen bir organizasyon yüküne hapsetmek, yalnızca bireysel fırsatları değil, toplumsal gelişimi de sınırlandırıyor. Nitekim bakım emeğinin adaletsiz dağılımı, kadınlar için zaman yoksulluğu yaratırken iş gücüne katılımı ve kariyer sürekliliğini de zayıflatabiliyor.
Bu nedenle mesele yalnızca “evde yardım etmek” değil; yükü gerçekten paylaşmak, sorumluluğu ortaklaştırmak. Görünmeyeni görünür kılmak, bakım emeğini romantize etmek yerine tanımak, zihinsel yükü hafifletmek için adil bir iş bölümü kurmak ve bunu hem evde hem iş yaşamında konuşulabilir hale getirmek gerekiyor. Çünkü paylaşılan her yük, bir kadının yalnızca zamanını değil; nefesini, dikkatini, gelişimini ve potansiyelini de geri kazandırıyor.
Kadınlar Günü’nde belki de en güçlü sorulardan biri şu: Bir evin, ailenin ya da ilişkinin görünmeyen operasyonunu gerçekten kim yönetiyor? Doğum günü hediyesini kim hatırlıyor, çocuğun randevusunu kim planlıyor, eksilen deterjanı kim fark ediyor, hasta aile büyüğünün ilacını kim takip ediyor, herkesin duygusal yükünü kim taşıyor? Fiziksel emek çoğu zaman görünürdür; ama zihinsel yük sessizdir. Ve çoğu zaman tam da sessiz olduğu için hafife alınır. Oysa bazen en ağır yükler, adı en az konan ve dile getirilen yüklerdir.
People Haus olarak biz de tam bu noktada, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimlerimizde görünmeyen yükleri, gündelik eşitsizlikleri ve bunların iş yaşamındaki yansımalarını birlikte görünür kılmaya alan açıyoruz.
Eğer siz de görünmeyen yükleri görünür kılan, farkındalığı davranışa dönüştüren bir dönüşüm alanı açmak istiyorsanız bu yolculuğu birlikte tasarlayabiliriz. 🧡
Referanslar
Addati, L., Cattaneo, U., Esquivel, V., & Valarino, I. (2018). Care work and care jobs for the future of decent work. International Labour Office.
Fiba Perakende Grubu & Özyeğin Üniversitesi. (2024). Bakım emeği ve zihinsel iş yükünün iş yaşamına etkileri: Yük olmasın projesi araştırma raporu. İstanbul.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). (2022). Zaman kullanım araştırması verileri üzerinden toplumsal cinsiyet göstergeleri. Ankara: TÜİK.
UN Women. (2023). Progress on the sustainable development goals: The gender snapshot 2023. New York: United Nations Entity for Gender Equality and the Empowerment of Women.


Leave a Comment